arena haber arena bodrum haber arena bodrum gazetesi bodrum haber bodrum haberleri bodrum gazeteleri bodrum yerel haber bodrum güncel haber bodrum gündemi bodrum haber siteleri bodrum kent haberleri bodrum sağlık bodrum eğitim bodrum asayiş bodrumspor bodrum güncel bodrum yerel gazeteleri bodrum belediyesi bodrum kaymakamlık bodrum devlet hastanesi bodrum kültür sanat haberleri bodrum ekonomi bodrum turizm bodrum gazeteleri
DOLAR
32,3565
EURO
34,4292
ALTIN
2.435,74
BIST
9.814,19
Bodrum Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bodrum
Açık
23°C
Bodrum
23°C
Açık
Pazar Açık
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Açık
21°C

MUĞLA’DA KADININ ADI DA VAR, KENDİ DE VAR…

MUĞLA’DA KADININ ADI DA VAR, KENDİ DE VAR…
13 Nisan 2016 13:12
A+
A-

7 Haziran yerel seçimlerinde, birinci sırada kadına yer veren tek parti Halkların Demokratik Partisi’nin milletvekili adayı Hürriyet Karadeniz,  Bodrum’daydı.

Muğla’da seçime katılacak dört büyük parti içinde AK Parti, listesinde üçüncü ve altıncı sırada iki kadın adaya yer verirken, CHP ve MHP’de kadın milletvekili adayı bulunmuyor. HDP’nin ise listesinde altı adaydan üçü kadın. Biz de listenin birinci sırasında yer alan Hürriye Karadeniz’e Bodrum ziyaretinde sorularımızı yönelttik.

REZZAN ŞEBİN: Kadın olmak sanki HDP’de bir avantaj gibi görünüyor.

HÜRRİYET KARADENİZ: Evet bir avantaj ama kadınlar da oraya kolay gelmediler . Bunun arkasında kadınların yıllardır verdikleri bir mücadele var. Feminist kadınların verdiği mücadele var.

hdpR.Ş: İkisini birbirinden ayırıyor musunuz? Yani feminist kadınlar da mı, kadınlar mı?

H.K: Feminist kadınların Türkiye siyasi hayatında, politikada yer alması için ve kota meselesinde çok ciddi bir çalışmaları oldu. İlk başlarda siyasi partiler, sol siyasi partiler dahil tepkiliydi aslında. Hatta kadınların bir kısmı bile, bizlere tepki verdi. “Ne demek kota, hak eden kadın yer almalı” anlayışı bizde de vardı. Bu mücadeleyi vererek, adım adım partilerde kota tartışmasını yürüterek bu noktalara geldik. Kürt Özgür Kadın Hareketi de kendi içinde yıllarca bu tartışmayı çok ciddi yürüttü. Yani böyle birden bire HDP karar vermedi buna. Arkasında çok yıllara dayanan bir kadın mücadelesi var. Dolayısıyla kadınların bu mücadelesinin hiç boşa gitmediğini bugün görüyorsunuz.

KADIN NEYİ HAKEDECEK

R.Ş: Kadının hak etmesini biraz açsak. Neyi hak eden kadından bahsediliyor?

hdp3H.K: Bütün sorun burada aslında. Kadının bile ‘hak eden kadın’ diye bunu sorgulaması çok acı . Kadın hayatın her alanında varsa, bu hayatın bütün yükü ondaysa, neden orada da olmasın. Yıllardır ataerkil, erkek egemen zihniyet var. Politika ile uğraşmak isteyen kadına, hele çocuğu varsa “bu kadar da olmaz” dendi. Politika yapmak istiyorsan; çocuğun olmayacak, bol paran olacak, okumuş-yazmış olacaksın. Böyle değil ama. Ancak kendisi sorun yaşayan insan, kendi sorunlarının mücadelesini verebilir. Biz kadınlar da yola çıktığımızda böyle yaşadık. Benim kadın arkadaşlarım bile “küçücük çocukla senin ne işin var politika yapmakta. Git evinde otur, çocuğunu büyüt, ondan sonra gel.” dediler. Ama hayat böyle bir şey değil. Partiler de kadınların yaşamını kolaylaştırmak için bu konuda asla çaba sarfetmezler. Ve kadın da şöyle algılanır genellikle “amma da hırslısın, ne bu hırs” denir. Oysa ki bu hayatın içinde, karar mekanizmalarında yer almadan bunları değiştirmek ve dönüştürmek mümkün olmuyor ne yazık ki.

Rezzan: Peki; kadın kimliği yeterli midir politikaya atılmak için? Yani politik bilinç gerekmez mi?

H.K: Elbette ama bizde politika deyince kitabi bilgiler algılanır. Hayır, politika günlük hayatın kendidir ve kendi hayatını dönüştürme mücadelesidir. Onun için özel olan aynı zaman da politiktir. Özel hayatımızda yaşadığımız sıkıntılar da politiktir ve bunun mücadelesini vermemiz gerekir.

R.Ş: Belki de kadının kurtuluşu toplumun kurtuluşundan bağımsız değildir demek geremez mi? HDP’nin söylemlerinde de öyle görüyorum sanki. Yani toplumun kurtuluşundan farklı değil, aynı gibi.

hdp3.jpg4.jpg5H.K: Farklı değil ama şöyle de bakmamak lazım. “Toplumun genel sorunları var. Siz de neden sürekli kadın sorunlarını ve mücadelesini öne çıkarıyorsunuz” denmemeli. Bu toplumun yüzde ellisi zaten kadın. Toplumdaki en büyük eşitsizliği kadın çekiyor. İşçiyse, yönetici ise, ki olamıyorlar zaten. Hayatın, toplumun her alanında var olan kadınlar, var olanlar sorunların yanı sıra bir de kadın oldukları için ciddi bir; de ki baskı, de ki eşitsizlik, de ki yadsıma, baskılanma yaşıyor. Dolayısı ile kadın sorununa özel önem vermeden, eşit olma kavgasını vermeden, toplumun sorunları çözülemez.

R.Ş: : Kadın mücadelesinin yıllara dayanan mücadelesi vardı dediniz. Ama bunu yakalayan HDP oldu. Kadına fermuar sistemi ile, eşbaşkanlıkla politikada yer veren niye CHP, AK PARTİ, MHP olmadı.

H.K: Çünkü HDP bu topumun muhaliflerinin partisi aynı zamanda. CHP devlet partisi olmuştur hep. Kadını koyduğu bir yer olmuştur, tanımlamıştır. Giyimi ile, kıyafeti ile, döppiyesi ile, meclise geliş biçimi ile bile tanımlamıştır. HDP ise bambaşka bir şey. Toplumun muhalif bütün kesimlerini, bütün ezilen kesimlerini, mücadelenin içinde yer almış bütün renkleri biraraya getirdi. Adaylara baktığımızda feminist mücadelenin içinden gelmiş kadın arkadaşlarımızın, seçilecek yerlerde sıralandığını göreceksiniz. Verilen mücadeleyi kucakladı HDP. Türkiye toplumunun kadınıyla, işçisiyle, alevisiyle, erkeği ile, sünnisi, Kürd’ü ile ,Türk’üyle, ezileniyle, mücadelenin içinde ‘daha özgür, daha eşit bir toplum olmalı’ diyenlerin hepsini kucakladı ve seçimlerde bunların hepsine aday olarak da yer verdi.

R.Ş: ‘Feminist arkadaşlar’ın altını çiziyorsunuz sürekli. Kadın hakları için mücadele eden ama feminist olmayan kadınlar ne olaca? Feminizm ile daraltmak doğru mu kadın mücadelesini?

hdp.jpg2H.K: Daraltmak istemiyorum. Her insan kendini nasıl tanımlıyorsa öyledir. O insan kadın hakları için mücadele veriyorsa zaten feminist mücadele de veriyordur diye bakabiliriz. Ama o kendisini öyle tanımlamıyorsa, değildir. Sonuçta kadının eşitlik ve özgürlük mücadelesini veriyordur. Bu tartışma hep yapıldı. Sol örgütlerden geldik hepimiz. İlk yıllarda feminist mücadelemizde kendi örgütlerimiz içinde çok ciddi tepki aldık. “Feminizm burjuva ideolojisidir. Bizi bölmek için ortaya artılmıştır. Dolayısı ile biz sosyalistiz” dendi. Ardından bir kısmımız kendimizi ‘sosyalist feminist’ olarak tanımladık. “Sosyalist literatürde böyle bir tanım yok” dendi. ‘Yoksa bundan sonra olsun’ dediğimi hatırlıyorum. ‘Ben kendimi böyle tanımlıyorum’ dedim. İnanılmaz tartışmalar oldu kendi örgütlerimizde. Yansıması daha az da olsa bütün partilerde oldu. CHP, MHP, AK Parti’deki kadınları da etkiledi. Dolayısı ile feminist mücadele çok önemliydi.

MUĞLA’DA KADININ FARKINDALIĞI

R.Ş: Muğla’daki kadınlarda, Anadolu kadınlarından bir farklılık, ya da farkındalık gördünüz mü?

H.K: Bütün dolaşmalarımda hala bir dolu kadının şunların farkında olmadığını görüyorum. HDP gibi bir parti var, burada eşbaşkanlık var, kadın erkek bütün yönetim organlarında eşit düzeyde olacak, başkan eşbaşkan olacak. Adayların yarısı kadın ve Muğla’da da birinci sırada kadın var. İkinci sıra erkek yoksa yine kadın olabilir. Ve HDP bunu hayata geçirmiş durumda. İktidar olunduğunda eş başbakanlık. Bunun konuşulabilir olması bile, bir devrim neredeyse. Birçok belediye de eşbaşkanlık zaten uygulanıyor. Ben Datçalı’yım, babam Datçalı. Son derece özgür yetiştim. Muğlalı kadın da özgür. Üreten köylü kadın, tarlada çalışan kadın, turizmde, işletmelerde çalışan kadın. Hayatı ayakta tutan kadınlar Muğla’da. Ama politikaya yansımasını gene görmüyorsunuz.

“GÖĞSÜMÜ GERE GERE CHPLİ KADINLARA ÇAĞRI YAPIYORUM”

R.Ş: Bu ilginç durum için ne dersiniz?

hdp3.jpg4.jpg5.jpg6H.K: CHP adaylarının arka arkaya erkek olarak dizildiğini görüyorsunuz. Anlamakta zorlanıyorum. Partilerinde çalışan birçok kadın var. Ve neden buna izin veriyorlar. Neden “yeter artık, biz de varız” demiyorlar. Buna dur demenin yolu, bir kez de olsa ders vermek, red etmek. Başka bir parti kadına bu kadar yer veriyorsa, kendi partilerini geliştirmek adına “hop durun, size ders vermek için, beni önemseyen, beni eşit gören, birinci sıraya kadın koyan partiye oy verip, deneyeceğim. Size ders vereceğim” demeleri gerek. Denemekten de zarar gelmez. HDP asla emanet oylara ihanet etmeyecektir. Muğla’daki kadınlara böyle bir çağrıyı buradan göğsümü gere gere yapıyorum. Hadi gelin kadınlar, meclise bir kadın gönderin. Muğlalı kadınlara yakışmıyor ve değiştirmemiz gerekiyor. Zihinlerimiz işgal edilmiş. Türkiye kadın haklarında geri gidiyor diyorsak ve kadın haklarını böylesi savunan bir parti varsa, bu bir fırsattır işte. .

“BÜYÜK İNSANLIK ÇAĞRISI “

R.Ş: Anladığım kadarı ile; Muğla’daki kadınlar ezilmek, baskı, şiddetten ziyade, politik bilinç anlamında bir sorun yaşıyor diyorsunuz .

H.K: Kafada bir sıkılmışlık var. Bize halen sanki ülkeyi bölecek parti gibi bakanlar var. Herkesin elini vicdanına koyması lazım. Bugün HDP ‘Türkiye Partisi’ olmak için elinden geleni yapıyor. Önyargılarımızı atıp, bir el atsak HDP’ye. Türkiye partisi olmasını istiyorsak, bir el atalım ve göreceğiz o zaman.

HDP “büyük insanlık” çağrısı ile çıktı. Oysa diğer partiler hep “büyük Türkiye” çağrısı ile ortaya çıkarlar. Bunun çok temel ayrım olduğunu düşünüyorum. O ülkede yaşayan insanlar ne kadar mutluysa, o ülke o kadar büyük olur. O ülkede yaşayan insanlar arasındaki eşitlik ne kadar fazlaysa, ezilmişlik ne kadar azsa, demokrasi ne kadar fazlaysa, bütün kimlikler kendini özgürce ifade ediyorsa, milli gelirden aldığı pay yüksek ise o ülke o kadar büyük olur. AVMler, havayolları, köprüler, saray ne kadar çok ve büyükse o kadar büyük olunmaz. Ne pahasına bunlar yapılıyor. İnsanlar mutsuz, topraklar ne kadar zehirlendi, kıyılar ne kadar yağmalandı, bitkiler ne kadar gdolandı, hayvanlar ve hakları, bunlara bakan yok. Büyük ülke bunlara verilen değerle olunur.

OYLARIMIZ KATLAYA KATLAYA ÇOĞALIYOR

R.Ş: HDP’nin oyları ve baraj için ne diyorsunuz?

H.K: 2001seçimlerinde 4 bin oy, yerel seçimlerde 18.600, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 21 bin oy aldık. Katlaya katlaya gittik. Sindire sindire, ikna olarak, yavaş yavaş katlanan oylar. Özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde üç aday olması nedeni ile biraz biraz görünür olduk, sesimiz biraz kulağa gitti. Demek ki sesimizi duyurabilirsek, Türkiye’nin geleceğine ilişkin tek vizyonu olan HDP’yi anlayabileceğiz. ‘ Demirtaş çok güzel konşuyor, düzgün görünüyor ama sahiden hepiniz böyle misiniz’ diye soranlar var. Evet hepimiz böyleyiz. Arkamızda yıllardır bu ülkenin ezileni için, genci, köylüsü, kadını , tüm canlıları için, toprak için, su için verilen mücadele var. Bu insanlar bir araya geldi. Çok kanlar döküldü. Biz sahiden barış istiyoruz. Bir tek kişinin kanı akmasın. Bir kuru taş, dağ parçası için anneler ağlamasın. Çok ciddi çaba sarfediliyor. Ağrı’da ne olduğunu biliyoruz. Mevcut iktidar provakasyonlara meyletse bile biz kesin olarak buna izin vermeyeceğiz. Burada da en çok annelere, kadınlara görev düşüyor. . Bu toplum bu kadar kutuplaşmayı kaldıramaz artık.

MHP, AK PARTİ, CHP’DEN DE OYLAR

R.Ş: Diğer partilerden de size gelecek oy beklentileriniz var mı?

H.K: Ak Parti’den gelecek oylar var tabii. En büyük nedenleri, barış sürecinde samimiyetsizliği. “Kürtler ve hakları vardır” dedi, “barış, demokrasi” dedi ama özellikle cumhurbaşkanı olduktan sonra “daha ne istiyorsunuz” dedi. Lütuftu sanki. Bir de ilk dönemde mazlumun hakkı dedi. Ama saray ve ayakkabı kutularındaki paralardan sonra, ‘dinde böyle bir hırsızlık olamaz’ dedi oy verenler. Sahiden Müslüman bunu görüyor. Liberal kesim de bunu görüyor. Bodrum’daki Yalıkavak esnaf gezisinde bunu açıkça söylediler. “Geleceğe dair bir tek siz önemli şeyler söylüyorsunuz ve size AK Parti’den den oy gelecek” dediler.

MHP’den mesela Datça’da diyenler var. Bir tezat gibi gözükse de, bu kez size oy vereceğiz diyenler var.. İnsanlar bölünmesin diye bizim verdiğimiz mücadeleyi görenler var, aramızda yolsuzluğa karışan, siyaseti kullanarak çıkar elde etmiş, hırsızlık yapmış insanlar olmadığını biliyorlar. Birlikte büyüdüğümüz insanlar dayakları, işkenceleri, hapislerimizi biliyor. Şimdi barajı geçer noktaya geldiğimizi de görünce, “bu diktatör başka türlü gitmeyecek” diyerek bu kez oyum size diyorlar.

CHP’den de bunu diyen arkadaşlarımız var. “Kadınlar olarak bir aday koymayı bile beceremedik. Çok öfkeliyiz ve sana oy vereceğiz.” diyorlar. Bu seçimler en kritik seçim. On-yirmi yılımızı belirleyecek. Demokratikleşmenin önünü açacak. Aksi takdirde tek adam diktatörlüğü olacak ve hayat zorlaşacak. Yarın çocuklarımız annelerine soracaklardır. O nedenle oy vermelerini istiyoruz. . Bodrum’a gelince, Bodrum’da barajı aşarız. Yüzde 10’u aşarız. Son seçimlerde Bodrum’dan yüzde 6.5 oranında oy almıştık.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.