Hayat bazen hiç beklenmedik bir sınavla karşılaştırır insanı. Görmek gibi her gün farkına varmadan sahip olduğumuz en değerli duyularımızdan biri, bir sabah uyanıp bulanık bir dünyaya bakmaya başladığınızda ne anlama geldiğini size anlatır. Benim için bu sınav, diyabete bağlı olarak gözlerimin arkasındaki kılcal damarların kanamasıyla başladı. Zaman zaman durdu, iyileşme belirtileri gösterdi ama her seferinde yeniden başladı. Sekiz aydır süren bu mücadelede, Bodrum’dan Kuşadası’na uzanan bir tedavi yolculuğu yaşadım.
İlk Durak: Bodrum Akademi Göz Hastanesi
Gözlerimde başlayan kanamalar ilk fark edildiğinde Bodrum Akademi Göz Hastanesi’ne başvurdum. Buradaki doktorlar, hastalığımın doğasını doğru şekilde tespit ettiler. Özellikle Uzman Doktor Şefik Bey, bana oldukça detaylı açıklamalar yaptı ve tedavi sürecini yönlendirdi. İki saat süren, iki seans lazer tedavisi uygulandı, umut doluydum. Ancak zaman geçtikçe kanamalar yeniden başladı. Göz Akademisi’ndeki Şefik Bey’in hastaneden ayrılmasının ardından Profesör Doktor Melih Bey ile görüştüm. Bilgisi, tecrübesi ve açıklamaları bana güven verdi. Ancak tedaviye rağmen görme problemim devam ediyordu.
Bu süreçte gece araba kullanamaz hale geldim. Tavla camiasından sevgili dostum, optikçi Süleyman Alkan’ın yönlendirmesiyle Kuşadası Ada Göz Hastanesi’ndeki Uzman Doktor Mustafa Bey ile görüşmeye karar verdim. O süreçte bana en büyük desteği verenlerden biri ise Mehmet Güven abim oldu. Her ihtiyacım olduğunda beni eve götürdü, gerektiğinde yanımda oldu. Kuşadası’ndaki randevum belli olduğunda da benimle gelmek istedi, ancak kız kardeşim Nevin’in Bodrum’a gelmesiyle birlikte onunla gitmeye karar verdim. Mehmet abime tüm içtenliğimle teşekkür ederim; varlığı benim için her zaman kıymetli.
Kuşadası Ada Göz Hastanesi: Yeni Bir Umut
Kuşadası’na vardığımızda Ada Göz Hastanesi’nin farklı bir atmosferi vardı. Bodrum Akademi’deki konfor ve birebir ilgiye alışkın olsam da burası büyük bir sirkülasyonun olduğu, yoğun ama bir o kadar da profesyonel bir hastaneydi. Uzman Doktor Mustafa Bey, muayene sırasında hastalığımı titizlikle inceledi. Bu sırada hastanedeki diğer profesör olan, kendi alanında son derece deneyimli bir doktorla da durumu değerlendirdi. Her iki doktor da vakamı ayrıntılı şekilde ele alarak hastalığın seyrini ve en uygun tedavi yöntemini belirlemek için birlikte analiz yaptı.
Bu görüşmelerin sonucunda iğne tedavisi ve eksik kalan lazer uygulamalarının yapılmasına karar verildi. Açıkçası, iğne fikri beni tedirgin etti ama doktorların güven veren yaklaşımlarıyla tereddütsüz kabul ettim. Uzman Doktor Mustafa Bey’in titiz değerlendirmeleri, diğer profesörün tespitleriyle birleştiğinde, tedavinin ne kadar doğru bir yönlendirilmeye dayandığını anlamış oldum. Hastanede bana karşı sergilenen ilgi, bilgili yaklaşımlar ve detaylı açıklamalar içimi rahatlattı.
Ameliyathanede Gerilim ve Teslimiyet
Gözlerime iğne yapılması için ameliyathaneye alındım. Hayatımda hiç ameliyat odasına girmemiş biri olarak, bu ortamın soğukluğu ve bilinmezliği beni ürküttü. Beyaz ameliyat tulumu giyip kafama şapka taktıklarında içimdeki korku daha da büyüdü. Kız kardeşim Nevin, dışarıda büyük bir kaygıyla beni beklerken ben de içeride bilinmezliğe doğru ilerliyordum.
Masaya yatırıldığımda, Mustafa Bey’in sesini duymak beni biraz rahatlattı. “Duran abi” diye seslenince bir an doktorun o olduğunu anlayamadım. “Mustafa Bey, sen misin?” diye sorduğumda onun gülümsemesi bana güven verdi. Çevremde 3-4 sağlık personeli vardı, gözlerime damlalar damlatıldı, birtakım işlemler yapıldı. Korku, endişe, panik—hepsini bir arada yaşarken gözümde ışıklar yanıp sönmeye başladı. Sonra aniden, “Geçmiş olsun” dediler. İşin bittiğini duyunca şaşkına döndüm. O kadar hızlı ve rahat geçmişti ki, nasıl olup bittiğini bile anlayamamıştım.
Dışarı çıktığımda kız kardeşim Nevin’in yüzünde büyük bir rahatlama gördüm. Bekleme süresi boyunca büyük bir stres yaşadığını fark ettim. Üzerimdeki ameliyat kıyafetlerini çıkarıp normal kıyafetlerimi giyerken içimde büyük bir huzur vardı. Bu süreç, benim için korkuyla başlayan ama güven ve rahatlamayla sonlanan bir deneyim olmuştu.
Teşekkür Borçluyum
Tedavi sürecimde bana destek olan herkesin hakkını teslim etmek isterim. Optikçi dostum Süleyman Alkan’a doğru yönlendirmesi için, Mehmet Güven abime her daim yanımda olduğu için, kız kardeşim Nevin’e bana eşlik ettiği için, Bodrum Akademi Göz Hastanesi’ndeki Uzman Doktor Şefik Bey ve Profesör Melih Bey’e titiz teşhis ve tedavileri için teşekkür ederim. Özellikle Kuşadası Ada Göz Hastanesi’ndeki Uzman Doktor Mustafa Bey’e ve diğer profesör hocamıza minnettarım. Gösterdikleri ilgi, yaptıkları doğru teşhisler ve yönlendirmeleri sayesinde gözlerim için en doğru tedaviyi bulmuş oldum.
Nevin, sadece bu süreçte değil, ailemizin her zor anında yanımızda olan, bilgisiyle destek veren bir kardeş. Adeta bir hemşire gibi detayları takip eden, doktor titizliğiyle bizi yönlendiren birisi. Onun varlığı, benim ve ailem için büyük bir güven kaynağı.
Ayrıca burada ismini tek tek sayamayacağım tüm dostlarıma da en içten teşekkürlerimi iletiyorum. Bu süreçte yanımda olan, arayan, soran, destek olan herkesin dostluğu benim için kıymetlidir.
Devlet hastanesinde de bir göz doktoruna gitmiştim, ancak buradaki yaklaşım daha rutin ve sıradandı. Doktor yine de doğru tespitleri yapmıştı ama bana doyurucu bir açıklama yapmamıştı. Bu yüzden detaylı bilgi almak için özel hastanelere yöneldim.
Görmek, insanın yaşamındaki en büyük nimetlerden biri. Bu süreç bana, gözlerimizin ne kadar kıymetli olduğunu, en ufak bir bulanıklığın bile hayatımızı nasıl zorlaştırdığını öğretti. Bir süre araba kullanamamak, gece görüşümü kaybetmek, yazıları seçmekte zorlanmak… Bunların hepsi bana her anımızın değerini bilmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Şimdi önümüzde yeni bir süreç var. 4 Nisan’da yeniden randevum var ve iyileşme sürecim devam ediyor. Ancak şunu söyleyebilirim ki; doğru doktorları, doğru sağlık profesyonellerini bulduğunuzda, en zorlu süreçleri bile daha güvenli ve umut dolu bir şekilde atlatabiliyorsunuz.
Gözlerime yeniden ışık getiren herkese teşekkür ediyorum.